• Ana Sayfa
  • Ana Sayfa
  • Dergi Arşivi
  • Hareket’e katıl!
  • Hareket’e sor!
  • Haziran
  • İletişim
Cuma, Mart 6, 2026
  • Gündem
  • Makaleler
    • Emperyalizm ve Dünya
    • Emek Hareketi
    • Ulusal Sorun
    • Bilim & Felsefe
    • Tarım Sorunu
    • Kadın Mücadelesi
    • Kültür & Sanat
    • Çevre Sorunu
    • Sağlık
    • Eğitim
  • Temel Tezler
  • Doğru Yerden Öğrenelim
  • Devrimci Kişilik
  • Hareket’e katıl!
No Result
View All Result
Devrimci Hareket
No Result
View All Result

12 Eylül’ün 45. yılında darbe iklimi

Facebbok'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Deli gömleği veya görevli kıyafeti

“Cumhur ittifakı” olarak bilinen sermaye iktidarı, el yükseltmeye devam ediyor; engelsiz/muhalefetsiz ilerleme hedefine paralel olarak, beklendiği gibi yargı eliyle CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve il yönetimi görevden alındı ve yine şaşırtıcı olmayacak biçimde Gürsel Tekin’in aralarında olduğu 5 kişi kayyum olarak atadı.

Olup biteni anlamak, taşların kimler tarafından nasıl dizilmekte olduğunu görmek ve doğru yorumlamak açısından, resmi 2002 Kasım’ından bugüne bütünlüklü biçimde ele almakta yarar var. Çünkü mesele basitçe AKP-CHP meselesi değildir. Özellikle 19 Mart sonrasında hemen her konu/adım geniş bir muhalif çevrede, mücadeleyi giderek salt sandık eksenli algılamanın da etkisiyle, bu dar bağlam içinde görüldü. Halbuki, üçlü koalisyonun dağıtılması ve AKP’nin bizzat ABD tarafından Türkiye’ye özel yetkili parti (bir diğer ifadeyle kayyum) olarak atanması sonrasında 23 yıldır Türkiye’de yaşananlar, bizzat emperyalizm tarafından Türkiye’de nasıl bir rejim istendiğinin hikayesidir. Buna, Ergenekon yargılamaları da 15 Temmuz darbe girişimi de öncesinde ve devamında yapılan referandumlar da dahildir.

1946’dan itibaren senaryosu yazılan ve uygulanan yeni sömürgeciliğin en bilindik aktörü Menderes’li DP olsa da gerçekte 12 Mart da 12 Eylül de bu yolda önemli eşiklerdir. Türkiye gibi yeni sömürge ülkelerde ekonomiden siyasete, kültürden eğitim ve tarıma kadar hemen her şey emperyalizmin ihtiyaçlarına bağlı olarak uluslararası iş bölümü çerçevesinde gerçekleştiği için (kendi iç dinamikleriyle gelişen bir sistem olmadığı için) sık sık tıkanma olur ve bu tıkanmalar mevcut iktidarlarla aşılamadığında askeri müdahale yoluna gidilir. Ancak 1980 sonrasında, bir daha askeri bir müdahaleye ihtiyaç bırakmayacak yeni düzenlemeler yapıldı. Bu bağlamda Türkiye’de 12 Eylül’den sonra benzer bir darbe olmadıysa da bir darbenin ihtiyaçlarını görecek çeşitli müdahaleler oldu. AKP öncesinde 20 yıllık yeniden uyum yasaları hayata geçirildi. İşte AKP’nin iktidara getirilişi dahil, son 23 yıllık süreçte alınan kararları parça parça “darbe” olarak tanımlamak yerine bir darbe ikliminden/sürekliliğinden söz etmek daha doğru olur.

Bir örnek olarak, ordudaki değişim, emperyalizmin dönemsel olarak nasıl bir ordu istediğiyle, yargıdaki veya yürütmedeki değişim, emperyalizmin nasıl bir yargı veya yürütme istediğiyle ilişkili olarak değerlendirilmelidir. “Türk tipi başkanlık” veya “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak Türkiye’nin başına geçirilen deli gömleği gerçekte emperyalizmin Türkiye’ye biçtiği, “görevli kıyafeti”dir.

Anımsamaya çalışalım; CIA eski Türkiye şefi, Paul Bernard Henze 2006 yılında Beyaz Saray’a sunduğu Türkiye raporunda şöyle diyor: “Türkiye’nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız… ülkeyi kuranlar denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar… hükümeti ikna ettiğimizde, meclis; meclisi ikna ettiğimizde, ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor… (…)mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine Türkiye’de geçilmeli… bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacak.”

Bugün gelinen aşamayı anlamak açısından 12 Eylül’ün neyi amaçladığını, darbenin neyi yıkıp neyi tesis etmek üzere yapıldığını bilmek önemlidir. 45. yılında bugün 12 Eylül’ü bu sınıfsal nitelikleri açısından değerlendirmek çok önemli ve gereklidir.

İşte emperyalist politikalarla taşları dizilen bu sürecin bir niteliği de muhalefetin dizayn edilmesidir; bir taraftan sol değerlerin, parti ve örgütlenmelerin; sendikalara, derneklere, oda ve barolara kadar tüm varlıklarının ya tasfiyesi ve Truva atlarına çevrilmesi ya da yok edilmesidir.

Küresel arka plan ve gerçekçi çözüm

Bugüne dek gerek dünya ve bölgede gerekse ülkede yaşanmakta olan ölçüsüz saldırganlığa dikkat çekerken, küresel boyuttaki hegemonya ve paylaşım savaşına bağlı olarak sermayenin gemi azıya aldığını, iktidarları aracılığıyla tüm kozlarını kullandığını söylemiştik; bu, soykırım, katliam, yıkım vb. anlamına gelirken aynı zamanda sistemin normları içinde yer alan hakların, işleyiş ve yasaların da tanınmayacağı, sermayenin tam ve kesim tahakkümü için ne gerekiyorsa yapılacağı demekti.

Yaşanan saldırganlığın boyutunu, ölçüsüzlüğünü ve sürekliliğini Gazze’den de Suriye’ye HTŞ’nin “kayyum” olarak atanması ve sonrasındaki gelişmelerden de ABD’nin tüm dünyayı tehdit eden politikalarından da ülkemizde emekçilere dayatılan geleceksizlik ve güvencesizlikten de yargının bir sopa gibi kullanılmasından veya doğa katliamlarından da izlemek mümkün.

Böyle bir süreçte, 19 Mart sonrasındaki gelişmeleri CHP-AKP dar ikilemi içinde görüp CHP’nin giderek bir “çözüm öznesi”ne dönüşmekte olduğu yanılgısına düşmenin olası risklerine ve hatta politik yanlışlığına değinmemize rağmen ne yazık ki bu beklenti solun önemli bir kesiminde giderek büyütüldü. AKP-MHP arasındaki olası çatlaklara veya Bahçeli’nin farklı/olumlu rol alabilme ihtimaline yüklenen büyük anlamlar gibi girdaptan çıkışın CHP’den beklenmesi, en azından olup bitenin kavranamadığı, dünya ve ülke özgülünde sermayenin nasıl bir süreç tasarladığının görülemediği anlamına geliyordu.

Özetle ABD’nin, İsrail’in veya AKP’nin cüreti aynı kaynaktan besleniyor. Gerçekte bu tekellerin gücüdür; bugün artık istedikleri, muhalefetsiz bir süreçtir. CHP’yi böyle bir sınıf gerçekliğinin karşısında görmek yanıltıcı olur. Benzer şekilde Kürt sorunundaki “çözülme” de emperyalizmin muhalefetsiz/engelsiz ilerleme hesaplarından bağımsız değildir.

Gerek sermaye güçleri arasındaki fark ve çelişmelerden gerekse partinin oy tabanının niteliği vb. nedenlerle elbette CHP’nin duruşunu AKP ile eşitleyemeyiz. Ancak konjonktür doğru okunduğunda ve sınıfsal dizilim görülebildiğinde yumurtaları CHP sepetine doldurmanın neden doğru olmadığı anlaşılır.

Burjuva siyaset tarzının bir dönemi bitmiştir; ortaya dökülenler, görünür hale gelen nitelikler, burjuva siyaset arenasında rol alan kadroların sınıfsal niteliğine dair verilerdir; çağrılarla, tavsiyelerle değişecek olgular değildir. Bugün AKP’yle ifade edilen saldırganlığın karşısında yapılacak tahkimat, sınıfa karşı sınıf bilincini taşımalı ve enstrüman seçiminden yol ve yöntemlere kadar her şey devrimci aklın yol göstericiliğinde geliştirilmelidir.

Burjuva aktörler arasındaki sistem içi kavga da elbette görülmeli ve değerlendirilmelidir ancak umut taşları farklı bir YOL’da döşenmelidir. Unutmamak gerekir ki faşizmi derinleştiren sermaye eksenli mevcut saldırganlık ancak güçlü bir halk hareketi tarafından durdurulabilir. Bunun birincil koşulu, sıkça/ısrarla belirttiğimiz gibi olup biteni sınıfsal ölçülerle okumak, duruşta da müttefik tercihinde de aynı ölçülerde ısrarcı olmaktır. Bunun en somut, uygulanabilir ve gerçekçi ifadesi, sürece uygun birleşik mücadele tarifi yapmak ve çağrılarla, olgunun lafzıyla yetinmek yerine hızla fiili adımlar atmaktır; geciktirici değil katalizör olmaktır. Süreç, devrimcileri göreve/sokağa çağırıyor; şimdi, hiçbir şeyin hafife alınamayacağı bir konjonktürde barikat yıkan ve “Güneş’ten ışık yontan” gençlerin zamanıdır. Şimdi Tek Yol Devrim+Direniş Komiteleri perspektifiyle stratejik hedef çizen Devrimci Yol’dan öğrenme zamanıdır.

Devrimci Hareket

12 Eylül 2025

  • Ana Sayfa
  • Dergi Arşivi
  • İletişim
devrimcih@yahoo.com

© 2019 Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Devrimci Hareket Dergisi

No Result
View All Result
  • Gündem
  • Makaleler
    • Emperyalizm ve Dünya
    • Emek Hareketi
    • Ulusal Sorun
    • Bilim & Felsefe
    • Tarım Sorunu
    • Kadın Mücadelesi
    • Kültür & Sanat
    • Çevre Sorunu
    • Sağlık
    • Eğitim
  • Temel Tezler
  • Doğru Yerden Öğrenelim
  • Devrimci Kişilik
  • Hareket’e katıl!

© 2019 Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Devrimci Hareket Dergisi