• Ana Sayfa
  • Ana Sayfa
  • Dergi Arşivi
  • Hareket’e katıl!
  • Hareket’e sor!
  • Haziran
  • İletişim
Cuma, Mart 6, 2026
  • Gündem
  • Makaleler
    • Emperyalizm ve Dünya
    • Emek Hareketi
    • Ulusal Sorun
    • Bilim & Felsefe
    • Tarım Sorunu
    • Kadın Mücadelesi
    • Kültür & Sanat
    • Çevre Sorunu
    • Sağlık
    • Eğitim
  • Temel Tezler
  • Doğru Yerden Öğrenelim
  • Devrimci Kişilik
  • Hareket’e katıl!
No Result
View All Result
Devrimci Hareket
No Result
View All Result

İki yanlış bir doğru etmiyor

Facebbok'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Hala adlandırılmasında sorun yaşanan, “süreç” olarak özetlenen, bizzat emperyalizm ve işbirlikçileri tarafından planlanmış yol haritasının “komisyon” aşamasına gelindi.

Bilinmelidir ki burada ABD tarafından bölgedeki politikalarının bir gereği olarak verilmiş olan ödevleri yerine getirirken meşruiyet görüntüsü vermek için kurulan bir komisyondan bahsediyoruz.

Konu, Kürt sorununun demokratik çözümünden öylesine uzak ki süreç yürütücülerinin bizzat kendisi komisyonun adlandırılmasında anlaşamıyor. Basına düşen bir habere göre, “TRT’nin 5 Ağustos Salı günü toplanacak komisyona ilişkin ‘Terörsüz Türkiye Komisyonu’ tabirine MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız karşı çıkmış ve “Komisyonun adı: Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’dur’ diye düzeltmiştir.”

Bu, tesadüfi bir olgu veya basitçe bir isim tartışması değildir. “Terörsüz Türkiye” adlandırması zaten daha önce de söylediğimiz gibi başlı başına sorunlu, Kürt sorununu “terörle” eşitleyerek yok sayan bir içeriktedir. “Milli Birlik” meselesine gelince AKP’nin dilinden düşürmediği bu kavramı manipülasyon ihtiyacı duyduğu her durumda bir “joker” gibi kullandığı biliniyor. Daha da önemlisi mesele Kürt sorunu yani çözülmemiş ulusal sorun ise “Milli Birlik” vurgusu ters yönde kurulmuş bir adlandırmadır; milliyetçidir, tekçidir. AKP’nin oluşturduğu bu türden saflarda arkasına dizilmek CHP için yeni bir olgu değildir ancak TİP ve EMEP’in hangi gerekçeyle olursa olsun katılım göstermesi, yoldaşlarını bu komisyonda görevlendirmesi, üzücüdür/düşündürücüdür.

Sürecin başından beri ısrarla dikkat çekmeye çalıştığımız ölçüler, Marksizmin temel tezleridir. Cumhuriyet, laiklik, demokratikleşme, kardeşlik, eşitlik, özgürleşme denilince ne anlaşılması gerektiğine dair sınıfsal farktır; devrimciliğin ve sosyalist ölçülerin ABC’sidir. Çok açık söylüyoruz; emperyalist projenin alternatifi, “cumhuriyet” gibi kavramların içeriksiz vurgusu değildir. Hangi cumhuriyet, nasıl laiklik, kimler için demokratikleşme; sınıf kardeşliği dışında bir kardeşlik mi? Yasa karşısında eşitlik mi yoksa üretim araçlarının mülkiyeti karşısında eşitlik mi? Bu soruların üzerinden atlanarak ne Komünist ne Sosyalist ne de işçi sınıfı temsilcisi olunmuyor.

Söz konusu olan, programatik duruşun yerine pragmatizmi ikame etmekse, en temel ilkeler yerine reel politikle yol almaksa bu tercih, sahiplerinin kendisini bağlar. Ancak bilinmelidir ki süreç öylesine hızlı ve ayrıştırıcı biçimde akıyor ki bu duruşla günü kurtarmak bile mümkün olmayacaktır.

Özetle, farklı bir devrim anlayışı, örgüt anlayışı ve çalışma tarzıyla karşı karşıyayız; dolayısıyla da iki yanlış bir doğru etmiyor veya yanlışın bir başka yanlışla ikame edilmesinin halklara bir yararı yoktur.

Zafere kadar izlenmesi gereken YOL da devrimci strateji de taktik ve değerler de bellidir; sorun karmaşık ve bilinmez değildir, yeter ki sınıf karşıtlarıyla uzlaşmanın değil mücadelenin ölçü alınması gerektiğine dair bilinç bulanıklığı yaşanmasın.

Devrimci Hareket

4 Ağustos 2025

  • Ana Sayfa
  • Dergi Arşivi
  • İletişim
devrimcih@yahoo.com

© 2019 Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Devrimci Hareket Dergisi

No Result
View All Result
  • Gündem
  • Makaleler
    • Emperyalizm ve Dünya
    • Emek Hareketi
    • Ulusal Sorun
    • Bilim & Felsefe
    • Tarım Sorunu
    • Kadın Mücadelesi
    • Kültür & Sanat
    • Çevre Sorunu
    • Sağlık
    • Eğitim
  • Temel Tezler
  • Doğru Yerden Öğrenelim
  • Devrimci Kişilik
  • Hareket’e katıl!

© 2019 Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Devrimci Hareket Dergisi