• Ana Sayfa
  • Ana Sayfa
  • Dergi Arşivi
  • Hareket’e katıl!
  • Hareket’e sor!
  • Haziran
  • İletişim
Cuma, Mart 6, 2026
  • Gündem
  • Makaleler
    • Emperyalizm ve Dünya
    • Emek Hareketi
    • Ulusal Sorun
    • Bilim & Felsefe
    • Tarım Sorunu
    • Kadın Mücadelesi
    • Kültür & Sanat
    • Çevre Sorunu
    • Sağlık
    • Eğitim
  • Temel Tezler
  • Doğru Yerden Öğrenelim
  • Devrimci Kişilik
  • Hareket’e katıl!
No Result
View All Result
Devrimci Hareket
No Result
View All Result

Topyekûn saldırıya karşı topyekûn direnme zamanı

Facebbok'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

 

19 Mart sonrasında yaptığımız değerlendirmelerde sorunun boyutuna, küresel savaş ve hegemonya ile ilintisine, neden dar anlamda “parti kavgası” olarak görülemeyeceğine, özetle iklimin bir darbe iklimi olduğuna dikkat çekmiştik. Bu, aynı zamanda sermayenin tam ve kesin tahakkümü için gemi azıya almaktır. Dünya ölçeğindeki karşılığı açık emperyalizm, ülke özgülündeki izdüşümü açık faşizmdir; sürekli darbedir, nispi demokratik işleyişin askıya alınmasıdır; yasamanın da yargı ve yürütmenin de tek elde toplanması, ölçüsüzlüğün ölçü haline gelmesidir.

Kayyumlar yalnızca CHP’nin veya DEM’in sorunu değildir

Sınıflar kavgasında doğru yerde durmanın birincil koşulu, ne olup bittiğini anlamaktır; bunun da zorunlu gereği sınıfsal bakıştır, sermaye düzeninin işleyiş yasalarına, sınıf iktidarının işlevine dair sınıf bilincidir. Böyle bir kavrayış, her gelişmede neden-sonuç ilişkisini görebilmeye imkân tanırken, kişiselleştirerek veya daraltarak bakma yanılgısına karşı bir sigorta işlevi görür.

İşte bu bilinç ve ölçülerle 19 Mart sonrasına ve “kurultay iptali” olayına bakıldığında meselenin AKP-CHP meselesi olmadığı, saldıranın sadece AKP, saldırılanın da sadece CHP olmadığı görülür. Burada “Ermeni’yi dövdürtmeyecektik” fıkrasını anlatmaya gerek yok ama sınırlı/asgari bir Marksist formasyonla meselenin boyutunu, kimleri kapsama potansiyeli taşıdığını ve karşısında güçlü bir halk hareketi olmadığı takdirde nereye kadar uzanabileceğini görmek mümkün. Dolayısıyla da sınıfsal bakış, aynı zamanda kimlere karşı, nerede, nasıl ve kimlerle beraber olmak gerektiğinin ayırdına varmaktır.

Ne yapmalı?

Yaşananlar karşısında ne yapmak gerektiğine dair benzer dönemlerin benzer saldırılarından süzülmüş öğretici pek çok pratik ve yol gösterici birikim vardır. Sermayenin dünya ölçeğindeki vahşetini anlamak için, “Kapital, baştan ayağa, her gözenekten kan ve pislik damlatarak doğar” diyen Marks‘a; “Fabrikalar, madenler ve toprak üzerindeki özel tekel her yerde barbarca koşullara yol açıyor” diyen Brecht‘e; “Kapital iktidarda kaldıkça değil yalnız toprak, değil yalnız insan emeği, değil yalnız insan kişiliği, değil yalnız vicdan, değil yalnız aşk, değil yalnız bilim, her şey, her şey kaçınılmaz olarak alınıp satılacaktır.” diyen Lenin‘e bakmalıyız.

Faşizmin karşısında nasıl bir duruşa/ittifaka ihtiyaç olduğunu bilmek ve uygulamak için, 73 yıl önce “Bu boğucu tarihsel zorunluluk karşısında, tüm bağlayıcı ve ayrıştırıcı siyasal, sendikal, dini ve dünya görüşsel yaklaşımlar geri plana çekilmelidir. Tüm tehdit edilenler, tüm acı çekenler, haydi faşizme ve onun hükümetteki vekillerine karşı birleşik cepheye! Krizlere, emperyalist savaşlara ve onların sebebi olan kapitalist üretim tarzına karşı birleşik cephenin ilk ön koşulu, emekçilerin faşizme karşı kendilerini başarıyla savunmasıdır.” diyen Clara‘ya bakmak gerekiyor. Bunun hayattaki çeşitlenerek yeniden üretilen karşılığı, Küba’da Devrimi Savunma Komiteleri’dir; Nikaragua’da Sandinist Savunma Komiteleri’dir; Vietnam’da işgalciye verilen kolektif derstir; Türkiye’de 71 devrimciliğinde parti-cephe bilincidir; 70’li yılların ikinci yarısında Direniş Komiteleri’dir; 2013’te Taksim’de Gezi Komünü’dür.

Bu yazdıklarımız kimilerine “bilindik” gelebilir. Fakat bu konuda yeni Amerikalar keşfedecek değiliz; zaten bugünün sorunu da bilmemekten değil bilindiği halde gereğinin yerine getirilmemesinden kaynaklanıyor. Saramago’nun “gördüğü halde görmeyen körler” metaforundan el alarak söylersek, “kendine yalan söylemek” olarak da tanımlanabilecek bir durumla karşı karşıyayız. Solda bugün hemen herkes “birleşik mücadele” çağrısı yaparken, alanda dahi birbirine değmemek, eyleminde de halayında da homojen olmak “biliyor veya bilmiyor” olmaktan öte bir soruna işarettir.

İşimiz zaten zor, kafalar zaten karışık, buna bir de “paradigma” tartışması eklediğimizde daha da karışır ama ne yazık ki tablo budur. İnsanlar en temel hak ve özgürlükleri için sokağa çıkmış, birleşik mücadele zemini en meşru içerikte oluşmuşken, Selahattin Demirtaş‘ın 10 yıl önceki “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışını tartıştırmak; “Böyle giderse Gezi’de olduğu gibi iş sokağa taşar ve bir on yıl kaybedilir.” uyarılarında bulunmak ve bunu CHP’nin de çıkarlarını gözetme adı altında yapmak, niyet ne olursa olsun, birleşik mücadele zeminini zayıflatıyor.

Özetle mesele ne parti meselesidir ne de seçim meselesidir. Olayları, hak gasplarını veya saldırıları tek tek, filancanın tutuklanması, diploma meselesi, filanca belediyeye kayyum sınırlılığında görür ve her gelişmede lokal reflekslerle yetinilirse; Roboski’yle Soma’nın, Berkin’le Medeni’nin, Cerattepe’yle Akbelen’in, Kaz Dağları’nın aynı karede görülmesini sağlayamayız. Maden ruhsatlarının yarım milyona yaklaşmasına, grevlerin yasaklanmasına veya açlık ücretlerine karşı tepkileri yan yana getiremeyiz. “Büyüme” diye yansıtılan olgunun emekçi için “küçülme” anlamına geldiğini, yeni açıklanan OVP’nin “Kamuda tasarruf” söylemi eşliğinde daha da yoksullaştırıcı sonuçlar doğuracağını anlatamayız.

Şimdi, faşizme karşı hayatın her kesitinde, birleşik mücadele bilinciyle omuz omuza vermenin zamanıdır. Şimdi emperyalizme karşı bağımsızlık, faşizme karşı demokrasi bilincini yükseltmenin, dünya-bölge ve ülke bütünlüğü içinde topyekûn saldırıya karşı topyekûn direnmenin zamanıdır.

Devrimci Hareket

9 Eylül 2025

  • Ana Sayfa
  • Dergi Arşivi
  • İletişim
devrimcih@yahoo.com

© 2019 Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Devrimci Hareket Dergisi

No Result
View All Result
  • Gündem
  • Makaleler
    • Emperyalizm ve Dünya
    • Emek Hareketi
    • Ulusal Sorun
    • Bilim & Felsefe
    • Tarım Sorunu
    • Kadın Mücadelesi
    • Kültür & Sanat
    • Çevre Sorunu
    • Sağlık
    • Eğitim
  • Temel Tezler
  • Doğru Yerden Öğrenelim
  • Devrimci Kişilik
  • Hareket’e katıl!

© 2019 Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Devrimci Hareket Dergisi